Muhsin Yazıcıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muhsin Yazıcıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2023 Pazar

Muhsin Yazıcıoğlu ile Resim Heykel Müzesi'nde Necip Fazıl resimleri sergisinde

 


Ankara Resim Heykel Müzesinde 

Necip Fazıl  'ın hayatın dan kesitler olan resim sergisi var idi.

Orhan Selen ile bir akşam gittik.

Yazıcıoğlu da orada..

duvarlara asılan resimleri birlikte gezdik  ve resim albümünü incelerken 







Necip Fazıl ve Muhsin Yazıcıoğlu ..
Şair ve Yazar Necip Fazıl Kısakürek’in 100. doğum yıldönümü dolayısıyla 17 Aralık 2004 günü Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde şairin bugüne kadar hiç görülmemiş fotoğraflarının bulunduğu " MİT fotoğraflarıyla Necip Fazıl sergisi" açıldı.
Duvara asılı MİT’ten, MİT arşivinden alınmış fotoğrafları gezerken Muhsin Yazıcıoğlu..
Bu resim önünde diğerlerinden fazla durdu.
dedim ki;
"Değer miydi bu çileleri çektirmeye, çekmeye. Bu zulümlere.."
beklemiştim ki kendisi de mahpus çilesi çekmiş olan Muhsin Yazıcıoğlu, " Gerek yoktu. Bu zulümlere.. Zalimlerin yanına da kalmadı. Çile çektirdikleri ile kaldılar" vs desin..
Çok da düşünceli bir şekilde resme bakan Yazıcıoğlu:
"Neceti bey.. Bazı şeyler yaşanıyor.. Yaşandığı ile kalıyor.. Belki de yaşanması gerekiyor" diye sabırla ve tevekkülle karşılamak gerektiğini söyledi..
Necip Fazıl Kısakürek , Ankara Merkez Kapalı Cezaevi (Ulucanlar) 8 Mart 1953

.............................
 Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu:
"Bir zamanlar Türkiye, aydınlarını MİT aracılığıyla takip ettirirdi. ... Şimdi ise doğum yıldönümleri düzenliyoruz."

 Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi'nde Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu tarafından açılan sergide, Necip Fazıl'ın şimdiye kadar hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafları yer aldı. Necip Fazıl gibi aydınlarını MİT'e takip ettiren Türkiye'nin, artık değerlerine sahip çıkmayı öğrendiğini ifade eden Bakan Mumcu, "Bu fotoğrafları tahmin edin nereden temin ettik? MİT'ten. MİT arşivinden alınmış fotoğraflar var. Bu, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin çok çarpıcı bir örneğidir. Bir zamanlar Türkiye, aydınlarını MİT aracılığıyla takip ettirirdi. Sadece Necip Fazıl'ı değil, pek çok aydını. Bunların bir kısmı mahkemeye çıktı, yargılandı. Şimdi ise doğum yıldönümleri düzenliyoruz. O günler, çok şükür geride kaldı'' dedi

.:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

MİT'den Necip Fazıl fotoğrafları

https://www.mynet.com/mitden-necip-fazil-fotograflari-110100116037

ANKARA (İHA) - MİT'in takip ettiği ve fotoğraflarını çekerek arşivinde bulundurduğu ünlü şair ve fikir adamı Nacip Fazıl Kısakürek'in bu zamana kadar kamuoyunun bilmediği ve görmediği fotoğrafları sergilenerek gün yüzüne çıkartıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu akşam, Necip Fazıl Kısakürek'in doğumunun 100. yılı nedeniyle düzenlenen etkinlikler çerçevesinde Resim ve Heykel Müzesi'nde 'Doğumunun 100. Yılında Necip Fazıl Kısakürek" isimli fotoğraf sergisi ile ünlü düşünürün hayatının ele alındığı kitap, severleriyle buluşturuldu. Kültür Bakanlığı bu gecede bir ilki daha gerçekleştirdi ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) arşivlerinde yer alan Necip Fazıl Kısakürek'in fotoğraflarını temin ederek sergide yer verdi. Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu sergiyi gezerek fotoğrafları tek tek inceledi ve bakanlık tarafından hazırlanan kitabı gazetecilere tanıttı. Mumcu, gecede yaptığı konuşmasında fotoğrafların MİT arşivinden alındığını açıklayarak, "Bu durum, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin en iyi göstergesidir. Dönemin bir çok entellektüeli takip edilmiş, yargılanmış ve hapsolmuştur. Bugünde anıyoruz. O günler çok şükür geride kalmıştır" dedi. Necip Fazıl ve Nazım Hikmet gibi fikir ve düşünce insanlarının dönemlerinde çok zor koşullarda eserler ortaya koyduklarını anlatan Mumcu, "Şimdi artık son derece geniş ifade özgürlüğü çerçevesinde insanlar fikirlerini söyleyebilme imkanları buluyorlar. Bu durumda Türk Kültür evriminin genişlemesine katkı yapacaktır" diye konuştu. Kendi düşünce dünyasının şekillenmesinde Necip Fazıl Kısakürek'in çok büyük katkısının olduğunu dile getiren Mumcu, bakanlık olarak geçtiğimiz günlerde Nazım Hikmet içinde anma günü tertiplediklerini belirterek, Türkiye'de yaşanan taassupların artık geçmişte kaldığını belirtti. Necip Fazıl'ın ortaya koyduğu eserlerinin bütün insanlık için bir esin kaynağı teşkil ettiğini ve olmaya da devam edeceğini ifade eden Mumcu, konuşmasını "Ne mutlu ana dilim Türkçe ve ne mutlu ki Necip Fazıl'ı anlayabiliyorum. Türkiye geçmişine ve değerlerine sahip çıkmayı öğreniyor" şeklinde bitirdi.

Gecede Necip Fazıl'ın kişiliği ve hayatı anlatıldı. Slaytlar eşliğinde tanıtılan Necip Fazıl'ın karizmatik kişiliği, duyarlılığı ve hayatı boyunca karşılaştığı sorunların bir macera olarak nitelendirilerek, konuklara anlatıldı. Katılımın az olduğu gözlerden kaçmayan geceye Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun yanı sıra, Tarım Bakanı Sami Güçlü, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve yaklaşık 250 kişiden oluşan bir davetli topluluğu katıldı.


13 Nisan 2009 Pazartesi

SONSUZLUK YOLCUSU,PEYGAMBER ÇİÇEĞİ





“SONSUZLUK YOLCUSU”, PEYGAMBER ÇİÇEĞİ


Muhsin YAZICIOĞLU
Bozukta olsa;
Kurulu, düzenimiz
“Her yeni oluş da ümit, var” diye
Başlamıştı;
“Demokrasi şölenimiz”
Duyuldu;Milletin namuslarına emanet ettiği silahları,
Milletine çevirenlere;“Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam” diyen
Demokrasinin; “Dik adamı”
Boynu bükük Milletin; gür sesi
Sırtlan saldırısında ki
Anadolu’nun; yiğit evladı :
“Muhsin, bizce bilinmezlikte”“Yarışı ilan eden; kösler, sustu.
....
Peygamber Çiçeği
Millet, Gülü
Vatan’ın yiğit evladı!..

Nizam-ı Alem ülküsünün Serdarı
Ovalarda; at kişnemesi
Dağlarda; kurt ulusu
Göklerde; uçaklar..
Seheri soğuk,akşamı ayaz
Davanın derdinden dağlanan
Dumanlı Dağlarım,
Seni sever
Seni saklar, vermez..
Millet umutla“döngel” der,
“Sonsuzluğun sahibine”, teslime çoktan hazır!
O, “sonsuzluk” yolcusuKader!
Cedit’e şahin gibi kon
Çağlayan gibi coş, konuş
Yolculuk?..
Yerköy’e...
Döngel’de ..
Kanlıçukur..
Keşdağları..
Kurt misali,
Enginlere sığmaz
Dağlar; çekti.
Kefen; beyaz kar
Hür dağlar; mezar
Uğruna ölümü özlediğin
Toprak, su,dağ, ova, orman
Sahibiyim ben diye
Yeşillikler içinde bütün, vatan
VeBeyazlar giymiş yüce dağlarda;
Seni bekler;Peygamber çiçekleri…
.....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…
Derler ki;
“Sevgi çiçeği”denen nadide çiçekAnkara yaylalarında sadece Gölbaşı’nda
Yalan!..
Birde Göksun yaylalarında var
Ankara’da engerekler; kahpe, tuzaklar
Kim derdi ki, seni bekler?
Tüm masumlukları ile
Kahraman Maraş illerinde
Milletine deremediğin; çiçekler
....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…

Kopunca ruhun cesetle ipi
Yukarda; kar, boran,tipi,
Bulutları öpen sisler var
Aşağıda da yavru kurtlar misali kardeşler
Haberler; “haberi” bekler
Bayraklaşma; işte öyle şey
Gönüllerde üç hilalli “bayrak” dı
Nakşediyor; kapkara kalplere,
Yaradan“Peygamber çiçeği”, koku saçıyor,
Kahredici zaman;
Ne de zor geçiyor?..
Hakim-i Mutlak!
Dantel dantel,oya oya
Sana yer vermeyen gönülleri, açıyor
Dostlar;
Yanında olmak,
Kim bilir?
Yer bulmak için;
-Yad ellerden “nizam-intizam alanlar” bile-
“Niamı-ı Alem” evine koşuyor.


Sırrı bilemeyiz,biz
Oluşları;
Kim planlar, kim dizer?
Allah’dan gayrısına eğilmeyeni
Hak dilerde,
Şahları, padişahları peşine düzer..
Artık sen varsın, milletin gözyaşında
İnsanları; renkleri ile sevdin
Tüm renkler, göz dikmiş;
Tanrı Dağı’na eş,
Ak gelinlikli hiyabanına
Bir muştu bekliyor
Keşdağları!
Ziyaretten sarhoş,
Misafirini; vermiyor
Suskun; teknolojiÇaresiz; yetkililer
Millet yol gözlerAlçaklar da; hıyanet,
Kucaklamak için”Hesapsız”, dağlar; seni özler
....
Peygamber, ÇiçeğiMillet, Gülü…
Al Bayrak-Gök Bayrak aşığı
Milletin yiğit evladı!”Ruhunu dinlendirme” gayretinde
Rüzgar, Türkü çalıyor
Ezan dinleyen Dağlar,
Seni çağıyor:Kelebek gibi gel
Arabalar yetmez,yollar bitmez
Kartal gibi süzülerek,gel
Turnalar gibi uçarak, çabuk gel.
“Al kınalı uçan turnalar
Kırılmış kanadı, kaldı orada
”Ana sütünden ak
Karlar olsun sana kefen
Mezar, buruk gönüler
Gönüller Sultanına;
Açılmış bütün vatan

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…
Enginler yetmiyor
Hür dağlar çağırıyor…
Sen;”millet ve vatan” derdin..
Göz pınarlarından kopup gelen, sen
Şahsında bire ermiş, ağlıyor; vatan
...............
Gün, Perşembe
Hak dostları bilir!
“Cuma akşamı”
..Ey Osmanlı..
Cumhuriyetin, yiğit “adamı”!
Sana.....
Aşığı olduğun;
Üç Hilal’e karanfiller ekleyip
“Al bayrak”la “Gök Bayrak” serdim
Zira..
Derdimiz aynı dert..
Dava, bir..
Ev, perişan olsa da
Sönmesin, son yanan ocak
Millet; var oldukça
Yeniden derilecek
...
.Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…

Kellemi alsalar da,
“Açıkça” ret ettiğim “darbelere” inat;
Sözde düşüncemin iktidarında
Hapsolduğum ev, karanlık mezar
Sokaklarını dolaşıyorum,
Her sonucu kabule hazır,dualar var
..........
“İktidarı” elinde tutan(!)
Ankara;Çaresiz..
Millet; seni bekler, sessiz
Gönüllerde sen, dillerde dua.
.Aynı Çankırı yaylalarımdaki gibi
Rahmet bulutları,
Tek fark,
Gözyaşlarına eş ıslatıyor, vatanı
Düşünce aynı.
Millet; sesiz
....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…
Gidip vardım, otağına..
Kahırlara kahır ekler
Öznurlar, yolara düşmüş
Buğlar, aynı sadakatle, nöbette
Ruhu; sinelerine sinmiş
Başbuğu’nu bekler..
O kapı!..
Bekledim,
Ses versin!

Fakat ..
Gözler nemlenip
Gözyaşları yüreğimize akarken
Yine boğazımız düğümlenip
Dilimiz dönmediğinde “
Hal dili” ile anlaşmak üzere;
Dil, gönül bir olunca, kıyamet gürültüsünde bile
Yürekten kopan ÇIĞLIK’ı alan..
Elin biçtiği sınır, dar gelir
Millete çok zorluk verir..
Son vatan parçasına yaban gözü var
Pay kapmak için pusu kurar,
Eldekini sıkı tutmak gerek
Düşlerimiz Kaf dağı..
Sırtlanların parçalayıp, çakallar elindeki
Alparslan otağı,Kanuni yurdu
Bizim Kafkasya,
Canımız Bağdat, Basra
Selahattin yadigarı..
Kan çağlayan Filistin..
Yaralı Türkistan
Esir coğrafya,
Şamil’in rüyası,
Cevher;kanı Çeçenistanı,
Fatih’in hülyasını!
Bosna, Tuna, bütün rummelini
Çağrıbey’den Piri Reis’e bilinmez ufuklara
Hızır’dan Barbaros’a denizler ötesi
Yelken açtığımız okyanusları
Dolaştığımız uzak-yakın bizim illeri..
Hayırlı şafaklara gebe,
-İvik ivik köhne Bizansı arayan-
“Haç” koynunda mayalanan iklimi
Kainat planında- mikro makro -oluşları, hesapları..
Ülkü,hedefleri
Kutlu fethe varışları.
Akla sığmaz engelleri aşışta
Irkımın önderi Atilla-Yavuz
Din uluları örnek, son “Peygamber Kılavuz”.



Ay, ne ki?
Nebülozlar ötesine
Işık hızına eş,“
Ufuk turunda” kat ettiğimiz zaman –mekan ötesini konuşmak üzere, desin ki;
“Gardaş,buyur”,
Ses, yok!
Dağlarımda uyur, Muhsin.
.Elbet, her daim Hakk’a teslim.
Ümit bu ya,
Bekleşiyorlar yiğit gardaşlar;
Buruk,mahzun..
Şahidi;
Işık Dağı..
Karatekin bucağına Aydos’tan indiği
Kaybedip de bulduğumuz gibi..-
Belki de- “Geliyor, başkan Muhsin..


.....
Peygamber, Çiçeği
MİLLET, Gülü…
Vatan’ın yiğit evladı!..
Enginlerde rant savaşı.
.İhanete eş, kalleşlikler
Peşinde pusu.
Engerekler, çakallar,
Kahpe planlara;
Vakur, dimdik duruş
Yalpalamadan gaye; hedefe varış
Yarış?..
El kol bağlı,
İmkan dar, ne kadar koşarsan koş..
Dava; büyük
Yol; uzun,
Ömür; kısa
Sen; gönüllere konuş
....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü…
..
Gardaş!
Sorular içinde sorular çok
Sorulara cevap, yok
Söylerlerdi;
Batı ayarlı kurmaylar(!)
Yerin altını
Dağın içini
Denizin derinini
Göklerin katlarını “gözleyen donanımız” var.
Vicdan sahipleri, dağlar delen çığlıkta..
Bırakın,
Milletin bağrındaki yangını soğutacak bir çift söz,
Seda bile yok.

Taşkışla paşaları
NATO cenirilları
Milletin hissiyatına ters
Her hayırlı harekete tepkili
Resepsiyonlarda etkili
İşleri dışında “tam” yetkili
Yağ, gürle, es
Lazım olunca dil yut, nefes kes
Bu; sessizlikten öte, sağırlık?
Halka zulümde yarışan kurumlar
Nerde o, laf ebesi geveze birimler
Nato’nun “our boys”ları!
Atmışlardı, ölmeden “tabutluk” denen mezara
Ne tesadüf?
Radarlar, suskun.
Pentegon patentli kirli planlar mı?
Kime hizmet, neden, niçin..
Konacak yer için Batman’ı seçin
İnemezseniz, turlar atıp paslar geçin
Cirit atıyor Avaks’lar semalarımızda,
Katiller(!,)operasyon mu... ?
Korkarım; öyle değildir, manzara
Zira..
Başlar, döndü,
Yetkililer; şapşal..
An; perişan..
Zaman; isyanda..
Ajanslara aydınlık değil,”kaos” düşüyor,
Hakikat; halden hale geçiş yaşıyor
Hararetten kan beynine sıçramış, vatandaş; üşüyor
İsyana ramak kalmış,
İmdada ilahi sabır yetişiyor

....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü…
Vatan’ın yiğit evladı…
Beton “Tapulukta” nöbet tutanlar;
“Uçan tabuttan”almak için yoldalar
Sevenlerin peşinde..
Akla mı gelir?
Tapuluklarda çekilen çile
Sana kelepçe olanlar bile
Koşsa da, gidemez!
Değil ulaşmak, yön bulamaz..
Üstünü örtüyor;
-kainat ayağa kalksa bir aynısı yapılamaz-Her tanesi ayrı alem
Kristal kristal kar
Duman duman kaplamış,sis
O, taptıkları teknoloji, iflas!
Devlet, çaresiz
Millet, perişan
Ve tek yürek
Karıncalanmış dil,yorgun eller
Cuma dualarında müşterek gönüller
Üşümek ne?
Dağlar buz kesiyor
Gücünü millete zorlayan, imkânları elinde tutan o derin(!) devlet; dondu
Gücünü devlete sebil eden
İmkanlardan yoksun, engin imanlı millet;buldu.
.Hüküm, kesilmiş,
“Dualar gibi yükselip”Dinlenmek için Ruh, Çoktan asli yurduna varmış!
“Zikre dalmış her şey”
Ah o..
Ümitlerimiz..
Fizik imkanlar, zorlanıyor..
“Ay yıldızlı” dağlar, saklıyor
“Tabiat ana”, tüm yolları bağlıyor
..........

Haberci;
Sen vazifeni yap; haberini ver
Son vazife, kendi haberini geç
Hazırlıklar, başlasın
Azrail; kendi işini işlesin
Zira
Edilince yüce kelam, kırılır o an kalem
İzinsiz, rüzgar bile esemez
Cihan kalsa hükmü, kesemez

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü!…
28 Mart 2009,
Dağlar saralı, tam üç gün oldu
Batını, bilemeyiz
Zahire bakarız elbet,
Uzaklardan,
Çoook uzaklardan haber mi var?
Davet ediyor, sanki:
”Kekik kokulu koyaklardan aşarak”,
“Güvercinler ülkesinden”, koşup
Pencereme konan bir çift güvercin;
“Aradığı çeşme başı”!
O’nu dağlar gibi kar, kandırmaz
Fırat kenarında susuzluğa mahkum,
“sevgi çiçeği”Hüseyin misali;
gerçek pınara varmak,
rahmet deryasından kana kana içmek için
Bir tek “Bilen”in alim olduğu yere uçarak,
-Dünya zulmünden - “Kurtulup
”“Sonsuzluğun sahibi”ne teslim olan;
Mis kokulu ”Peygamber Çiçeği”
Milletin;umudu,
Kızılelma’nın; bahadırı
İla-i Kelimetullah’ın Alperen’i
İnsanlar arasından bir Muhsin!
Sonsuzluk yolcuları;
“Uçmağa” gitti!…
....
Birliğe, yolculukta:Vahdet’e ermek için..“Toyumuz var,HOŞ GELDİNİZ.” Necati Çavdar-28 Mart 2009-Er Yaman





Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Mamak Zindanlarındaki tapuluktan şöyle sesleniyor:

ÜŞÜYORUM
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpırUzak çok uzak bir yerleri özlüyorumGözlerim parke parke taş duvarlardaAçılıyor hayal pencerelerimHafif bir rüzgar gibi süzülüyorumKekik kokulu koyaklardan aşarakGüvercinler ülkesinde dolaşıyorBir çeşme başı arıyorumYarpuzlar arasında kendimi bırakıpMis gibi nane kokuları arasındaRuhumu dinlemek istiyorumZikre dalmış her şeyGüne gülümserken papatyalarDualar gibi yükselir ümitlerimGüneşle kol kola kırlarda koşarakSiz peygamber çiçekleri toplarkenBen çeşme başında uzanmak istiyorumHuzur dolu içimdeBen sonsuzluğu düşünüyorumEy sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorumDurun kapanmayın pencerelerimGüneşimi kapatmayınBeton çok soğuk, üşüyorum..


MUHSİN:::
(Ve innallàhe lemeal-muhsinîn) “Hiç şüphe yok ki Allah-u Allah-u Teàlâ Hazretleri, muhsin kullarını severek, destekleyerek, onlarla beraberdir.”
http://74.125.77.132/search?q=cache:huNa_px4VMgJ:www.dervisan.com/kitap/ramga/ramga08.html+Muhsin+ne+demek&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr
………..Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:(O takvâ sâhipleri ki); bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini yenenler, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah muhsinleri sever. (Âl-i İmrân sûresi: 134)Sana nasîhat şudur ki, dört huy ile huylan böylece muhsinler zümresinden (kısmından) olursun.1) Genişlikte (zenginlikte) zekât, darlıkta sadaka ver.2) Gazâb (öfke) zamânında gazâbını ve hırsını yen.3) Başkasının aybını görünce, onu açmayıp, kapatmaya çalış.4) Hizmetçiye, ehline (hanımına) evlâd ve akrabâya ihsân ederek onları hoş tut. (İmâm-ı Gazâlî)
Kaynak:
http://sozluk.ihya.org/dini-terimler/muhsin.html

............
Peygamber Çiçeği ;Sadece Ankara Gölbaşında yetiştiği söylense de K.Maraş Göksun ilçesi yakınlarında bol miktarda yayılım gösterir. Güzel
kokulu ve çok estetik bir bitkidir.
………….
http://www.tmresimler.com/img3153.htm

////////////////////////
NATO operasyonu mu?
Elim hadiseden bir kaç gün önce tvler(zannederim NTV) görünmez uçak diye bilinen Avaksların Batman\'a indiğini belirtiyordu. Helikopterin düşmesinde bu uçakların etkisi olabilir mi? Bu şüphemi vefatı açıklanmadan yazdığım şiirde de belirtmiştim.08/03/2011, 12:34
Necati Çavdar
............
\'Muhsin Başkan helikoptere binmesin\'http://dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=150268Muhsin Yazıcıoğlu\'nun kaza yaptığı helikopterle ilgili işadamı Ahmet Demir\'in, \"Başkan o helikoptere bineceğine minibüsle gitsin daha iyi\" uyarısı yaptığı ortaya çıktı.

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
#SONSUZLUKYOLCUSU
#PEYGAMBERÇİÇEĞİ

MUHSİN YAZICIOĞLU, ÇUBUK-ÇANKIRI DEPREMİNDE BÖLGEYE KOŞAR






Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu,

Çubuk -Çankırı/Çerkeş Depreminde bölgeye koşar.

Yanında bizde varız..

O gün opjektifimize bu görüntüler takılmış ..

Yukarı Çavundur'da Belediye Başkanı LOKMAN ÖZDEN 'den bilgi alıyor.
Lokman Özden bey 2009 Mart Seçimlerinde AKP'denÇubuk Belediye Başkanı oldu


Posted by Picasa
Bu resmin arkasına o gün şu notu düşmüşüz.
"Yukarı Çavundur yaylasında enkaz altında kaldıktan sonra vefat eden 75 yaşındaki Fatma Erkaçoğlu'nun eşi Satılmış Erkoçoğlu'nun evine giden Yazıcıoğlu Belde Belediye Başkanı Lokman Özden ile başsağlığı diledi.
Yazıcıoğlu, Anadolu insanı ile kurduğu ilişkide tam bir anadolu insanı"

MUHSİN YAZICIOĞLU, AYDOS DAĞI'NDA




MUHSİN YAZICIOĞLU,Aydost Dağı'nda
Aydos Yaylası'nda ağılar ve ahırlar depremle hayvanların başına yıkılmış.
Posted by Picasa

KONYA YOLU-HACI BABA'DA




Ankara'da Konya Yolu'nda Hacı Baba restoran salaonları
Bir okulun yemeği var
Orada kimler yok ki
Bizde gitmişiz
ve gözümüze takılan kareleri, almışız.
Posted by Picasa